Hastaneler, bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin yoğun olarak bulunduğu yapılardır. Bu nedenle kullanım suları, yalnızca hijyen açısından değil, enfeksiyon kontrolü açısından da hayati öneme sahiptir. Özellikle sıcak su sistemleri, duş hatları, kör uçlar (dead-leg), düşük akışlı boru bölgeleri ve depo sistemleri; Legionella pneumophila başta olmak üzere birçok fırsatçı patojen için ideal üreme ortamlarıdır.
Legionella kaynaklı enfeksiyonlar (Legionellozis), hastane kaynaklı pnömonilerin en ağır ve ölümcül formlarından biridir. Bu risk, yalnızca bakterinin varlığıyla değil, biyofilm tabakası içinde korunması ve çoğalması ile doğrudan ilişkilidir.
Hastanelerde yaygın olarak kullanılan su dezenfeksiyon yöntemleri şunlardır:
Serbest klorlama
Klor dioksit
Termal şok (yüksek sıcaklık uygulamaları)
UV sistemleri
Anlık etki göstermeleri (rezidüel koruma eksikliği)
Biyofilm tabakasına sınırlı nüfuz edebilmeleri
Kimyasal tüketimine bağlı yüksek işletme maliyetleri
Tesisat ve ekipmanlarda korozyon riski
Sıcaklık ve pH değişimlerinden doğrudan etkilenmeleri
Bu nedenlerle hastanelerde sürekli, ölçülebilir ve biyofilm hedefli alternatif sistemlere ihtiyaç duyulmaktadır.
Bakır–gümüş iyonizasyon sistemi, elektroliz prensibiyle çalışan ve suya kontrollü Cu²⁺ (bakır) ve Ag⁺ (gümüş) iyonları salan bir dezenfeksiyon teknolojisidir. Bu teknoloji, 1970’lerden bu yana özellikle hastane ve büyük tesislerde Legionella kontrolü amacıyla kullanılmaktadır.
Bakır iyonları (Cu²⁺)
Hücre zarına bağlanarak yapısal bütünlüğü bozar, hücre içi enzim sistemlerini inhibe eder.
Gümüş iyonları (Ag⁺)
Bakteriyel proteinlerin sülfhidril (-SH) gruplarına bağlanarak metabolik faaliyetleri durdurur ve DNA replikasyonunu engeller.
Bu iki iyonun birlikte kullanımı, sinerjik etki oluşturarak bakterisidal etkinliği artırır.
Bakır–gümüş iyonizasyon sisteminin Legionella üzerindeki etkisi çok katmanlıdır:
Hücre duvarı destabilizasyonu
İyonlar hücre zarının elektriksel dengesini bozar.
Enzimatik aktivite kaybı
Gümüş iyonları, hücre içi enzimleri irreversibl şekilde inhibe eder.
Genetik materyal baskılanması
DNA ve RNA sentezi durdurularak çoğalma engellenir.
Biyofilm içi penetrasyon
İyonlar biyofilm matriksi içine difüze olarak Legionella’nın saklandığı ortamı ortadan kaldırır.
Bu mekanizma sayesinde yalnızca planktonik (serbest) bakteriler değil, biyofilm kaynaklı koloniler de hedef alınır.
Biyofilm, bakterilerin kendilerini korumak için oluşturdukları polisakkarit bazlı bir yapıdır ve klasik dezenfektanlara karşı yüksek direnç gösterir.
SUTEK iyonizasyon sistemi:
Biyofilm matriksi içine nüfuz eder
Biyofilmin yapısal bütünlüğünü bozar
Legionella’nın yeniden tutunmasını ve çoğalmasını engeller
Bu özellik, özellikle kör uçlar, uzun boru hatları ve düşük debili alanlar için kritik avantaj sağlar.
Bakır–gümüş iyonizasyonun en önemli farkı, rezidüel (kalıcı) dezenfeksiyon sağlamasıdır.
İyonlar tesisat boyunca taşınır
Su sisteminin tamamında sürekli mikrobiyal baskı oluşturur
Anlık değil, sistem çalıştığı sürece etkilidir
Bu durum hastanelerde 24/7 su güvenliği anlamına gelir.
SUTEK iyonizasyon sistemi, iyon konsantrasyonlarını:
Bakır: WHO içme suyu rehber limitleri
Gümüş: Uluslararası sağlık otoritelerinin önerdiği sınırlar
içinde tutacak şekilde tasarlanmıştır.
Bu sayede:
İnsan sağlığına zarar vermez
Tat, koku veya renk değişimine neden olmaz
Tesisat ve medikal ekipmanlara zarar oluşturmaz
Kimyasal tüketiminde ciddi azalma
Enerji maliyetlerinin düşmesi
Bakım ve işçilik ihtiyacının azalması
Korozyon riskinin minimize edilmesi
Uzun vadede düşük toplam sahip olma maliyeti (TCO)
Sistem, sağladığı tasarruflar sayesinde kendi maliyetini kısa sürede amorti edebilen bir yatırım niteliği taşır.
SUTEK iyonizasyon sistemi;
Hastane Su Güvenliği Planları
Enfeksiyon Kontrol Komiteleri
Legionella Risk Yönetim Protokolleri
ile tam uyumlu şekilde çalışır ve ölçülebilir, izlenebilir bir kontrol mekanizması sunar.
SUTEK Bakır–Gümüş İyonizasyon Sistemi; hastanelerde Legionella ve biyofilm kaynaklı su risklerine karşı bilimsel temelli, sürdürülebilir ve uzun vadeli bir dezenfeksiyon çözümüdür. Rezidüel etkisi, biyofilm penetrasyonu ve düşük işletme maliyetleriyle modern sağlık tesislerinin su güvenliği ihtiyaçlarına güçlü bir yanıt sunar.